21 Temmuz 2008 Pazartesi

kıyıyköy ve hayalkırıklığı

Hafta sonu selimhanın en yakın arkadaşı ve ailesiyle ufak bir kaçamak yaptık.Kırklarelinin saray ilçesine bağlı kıyıköye gittik.aniden gelişen bir program olduğu için pansiyonların çoğunda yer yoktu.Bizde sağolsun Aya nikola pansiyonun sahibi tarık beyin vesilesiyle köyün içinde 3 katlı evi olan en alt katını da kiraya veren gülsüm hanımın evinde kaldık.Kıyıköy gerçekte de doğa harikası bir yer.çocuklar denize oynamaya doydular.güzel olmasına güzel de
Ben hayatımda doğanın böylesine katledildiği çöp yığınına dönmüş sahiller ve derelerin olduğu başka bir yer daha görmedim.denizin içi çok temiz fakat dışardaki pisliklerden o kadar tiksindikki denize canımız girmek istemedi.Buradan bütün kıyıköy halkına ve belediyesine sesleniyorum.bu şekilde devam ederse bir kaç sene sonra kimsecikler gelmez bu pisliğe.

sabah dere kenarında yürüyüşe çıktığımızda karşılaştığımız şirin köpek yavruları.



arkadaşlar yarın karadenize gidiyorum.15 gün kadar yazılarıma ara vermekzorundayım dönüşte görüşmek üzere hoşçakalın.





18 Temmuz 2008 Cuma

PANE ALLE OLİVE ED ORİGANO

:
Geçen hafta kahvaltıya bir kaç arkadaş geldi onlara bu ekmeği yaptım.bayıldılar.Mayalanması için yeterince bekleyemedim ama yinede sonuç çok güzel oldu.dün sizler bahsettiğim kitapta tarifler hem bardak kaşık hemde gr olarak verilmiş.benim mutfak terazim var gr ölçülerine göre uyduğum içinmidir nedir denediklerimden hepsi mükemmel sonuç verdi.gelelim tarifimize şimdiden kolay gelsin .

ZEYTİN VE MERCANKÖŞKLÜ EKMEK:
MALZEMELER:
1 1\4 su bardağı \300 ML ılık su
1 çay kaşığı\5 ml kuru maya
1 tutam toz şeker
1 yemek kaşığı\15 ml zeytinyağı
1 adet doğranmış soğan
4 su bardağı\450 gr un
1 çay kaşığı tuz
1 çay k. karabiber
1\3 su bardağı \50 gr domates,doğranmış
1 yemek kaşığı zeytin ezmesi
1 çay bardağı kadar zeytin
1 yemek kaşığı kıyılmış taze mercanköşk
1 yemek kaşığı kıyılmış maydonoz.
YAPILIŞI:
1-ılık suyun yarısını bir kaba koyup üzerinemaya ve şekeri ekleyin 10 dk. bekletin.
2-bir tavada soğanları zeytinyağıyla kavurun.
3-unu tuz va karabiberle birlikte yoğurma kabına alın.ortasında bir çukur oluşturun.maya karışımını,kavrulmuş soğanı(yağıyla birlikte),,zeytinleri,zeytin ezmesini,otları,kalan suyu ve domatesi ekleyin.unu yavaş yavaş yedirerek yumuşak bir hamur hazırlayın.bu aşamada gerekirse biraz daha su ilave edin.
4-hamuru unlanmış bir yüzeye boşaltıp,yumuşayana ve esnekleşene kadar 5 dk. yoğurun kaba geri alıp üzerini örtüp mayalanmaya bırakın hacmi iki katına çıkana kadar bekleyin
5-mayalandıktan sonra hamuru bir kaç dk. yine yoğurun.20 cmlik toplar haline getirin.yağlı kağıt serdiğiniz firin tepsisine yerleştirin.keskin bir bıçak yardımıyla üzerine çapraz çizikler atın üzerini örtün yaklaşık 30 dk.kadar yine bekletin.bu arada fırını 220 dereceye getirin .
6-üzerini hafifçe unlayın.10 dk.fırınladıktan sonra fırını 200 dereceye indirin 20 dak. daha pişirin.tel ızgaranın üzerine aktarıp servis için biraz soğumasını bekleyin.


17 Temmuz 2008 Perşembe

İTALYAN MUTFAĞI


Bu günlerde en büyük tutkum yeni aldığım İTALYAN MUTFAĞI adlı kitaptan tarifler denemek.Bu kitap İŞ BANKASI yayınlarından çıkmış.yazarları capalbo wright ve whiteman boggiano.Tarifler çok ayrıntılı .ayrıca denediğim tariflerin hepsi mükemmel oldu özellikle pizzalar ünlü markalarla yarışır nitelikte.bu gün size yaptığım yemeklerin bir kısmının resmini yayınlayacağım daha sonraki günler tariferide ekleyeceğim.
TORTA Dİ MELE(ELMALI KEK)
PANE ALLE OLİVE ED ORİGANO(ZEYTİNLİ MERCANKÖŞKLÜ EKMEK)



PARMİGİANA DİMELANZANE(peynirli fırın patlıcan)

FOCACCİA CON OLİVE(ZEYTİNLİ FOCACCİA)
Posted by Picasa
PİZZA ALLA MARGHERİTA(PEYNİRLİ VE DOMATESLİPİZZA)

14 Temmuz 2008 Pazartesi

TATİL GÜNLÜĞÜ 6

ÖREN VE KUŞCENNETİ MİLLİPARKI:



Eveeet nihayet geldik tatilimizin son gününe.çoluk çocuk ev işleri falan derken uzun aralar vererek yazabildim tatil anılarımızı.otelde kaldığımız son gün Altınolukta ailesini
ziyarete gelen yakın dostlarımız Abdullah ve Emel bizi Örene yemeğe davet ettiler.buraya kadar gelmişken Örende güneşin batarken oluşturduğu muhteşem güzellikteki manzarayı seyretmeden gitmek olmaz dediler.Ören burhaniyeye bağlı şirin bir tatil kasabası.İnce kumlu mükemmel bir plajı var.Plajın hemen üstündede kafelerin pansiyonların bulunduğu oldukça büyük bir park var. Biz o akşam bu parkta yürüyüş yaptık,güneşin batışını seyrettik ve bir lokantada denizi seyrederek yemeğimizi yedik.sürekli esinti vardı yazın çok sıcak günlerinde bile bu tatlı esinti devam ediyormuş.zaten ege kıyılarını benim en çok tercih etme sebebimde -özellikle akşamları -yazın en bumaltıcı sıcak günlerinde bile hiç dinmeyen tatlı esintisidir.







ABDULLAH EMEL VE Kızmın hiç dilinden düşürmediği oğulları EMRE

Cumartesi sabahı valizleri topladık ve feribotumuza binmek için Bandırma yoluna koyulduk.bandırmaya 20 km kadar kala KUŞ CENNETİ MİLLİ PARKI levhasını görünce uğramadan geçmek istemedik.Kapıda yazdığına göre Türkiye'nin alan olarak en küçük Milli Parkı olan Kuş Cenneti, bünyesinde 266 kuş türü, 118 bitki türü ve gölde 23 balık türü ile çeşitli sürüngen türlerini barındırıyor.park girişinde arbalarımızı parke etik.Giriş ücreti kişi başı ikibuçuk lira. kuşları gözetleyebilmek için dürbün veriyorlar ve gözetleme kulesine çıkıyorsunuz.ama eğer varsa kendi dürbününüzü götürmenizi tavsiye ederim.çoğu bozuk.




Milli Park Kuş Cenneti'ndeki kuş türlerinin ve yörenin faunasını oluşturan canlıların sergilendiği Müzeden bir kaç fotoğraf:







Ayrıca çeşitli bölgelere yerleştirilmiş 5 ayrı kameradan kuşların izlendiği Kuş Gözlem Merkez i bulunmakta.Buradan kuşları daha iyi görebiliyorsunuz . kuleden dürbünle bakarken ormanın sık dokusu kuşları görmenize engel oluyor.Biz açıkçası göldeki kuşlar hariç çok fazla kuş göremedik.

Ve böylece yolculuğumuz sona erdi.bir tatili daha güzel anılarla ve edindiğimiz tecrübelerle geride bıraktık.

12 Temmuz 2008 Cumartesi

TATİL GÜNLÜĞÜ 5

ŞEYTAN SOFRASI ve SARMISAKLI PLAJLARI:



Şeytan sofrası ayvalıkta mutlaka gidilmesi gereken bir yer bence.tepenin üstünde lav birikintilerinin oluşturduğu yere insanlar bu adı uygun görmüşler.Şeytan tepesinde Ayvalıkı ve körfezin en güzel koylarını tepeden kuşbakışı görebilmek mümkün.Manzara hepimizi adeta büyüledi.



tepede demir kafes içinde şeytana ait olduğu söylenen kocaman bir ayakizi var. ayakizinin yanında dilek ağacı var insanlar ne bulursa bağlamışlar ağaca.


Şeytan sofrasında yörük çadırı.Bölgenin hanımları gözlemeler ve evyapımı mantı satıyorlar bu çadırda.


Şeytan sofrasından sonra sarmısaklı plajına gittik.İlçe merkezine 5 km uzaklıkta.Bence bu plaj dünyadaki pek çok plajla boy ölçebilecek güzellikte .gerek kumunun inceliği gerekse denizinin temizliğiyle muazzam bir yer.Fakat o kadar kalabalıkki biz uygunbir yer bulup giremedik.çocukları biraz oyaladık ve tekrar otelimize döndük.

.

6 Temmuz 2008 Pazar

TATİL GÜNLÜĞÜ 4

PATRİCİA VE TEKNE GEZİSİ

:
Yolculuğumuzun en unutulmazve güzel gününü tekneyle çıktığımız gezide yaşadık.egenin o eşssiz güzellikteki ve derin koylarında yüzmek kelimenin tam anlamıyla muhteşemdi.özellikle çocuklar çılgınlar gibi eğlendi.ilk önceleri derin suya atlamak fikri biraz korkuttu onları ama daha sonra açıldılar ve tam bir denize atlama şovu yaptılar bize.biz 3 aile olunca bir tekneyi doldurduk yabancı olmayınca da çok daha rahat ettik tabii.250 ytl gibi bir ücretle tekne tüm gün hizmetinizde oluyor.(ücrete öğlen yemeği de dahil.)

Cunda adasına gidince utlaka görülmesi gereken nyerlerden biri de Patricia köyü. Cunda adasının girişinde hemen sağa dönünce ulaşılıyor.burası sonderece sessiz sakin temiz kumsalları olan bir yer.yolun bir bölümü toprak yol.bir tarafta zeytin ağaçları bir tarafta pırılı pırıl deniziyle mutlaka görülmesi gereken bir yer.çocukları sahilde indirip battalla gidebileceğimiz son noktaya kadar gittik.Belli bir noktadan sonra arbayı bırakıp yürüdük yolda terkediliş bir rum köyü gördük en sonunda çitlerle çevrili bir bahçeye ulaştık .girmek yasak diye yazdığı içinde daha fazla devam etmedik çocukların yanına döndük.
Karşı tarafta Ayışığı manastırı:

2 Temmuz 2008 Çarşamba

TATİL GÜNLÜĞÜ 3








CUNDA ADASI





Tesadüf eseri geldiğimiz cunda adasını eşim ve ben çok beğendik.Cunda adası ayvalık merkeze 8 km mesafede bulunmakta.Ayvalıka 1964 yılında yaptırılan bir köprüyle bağlanmış köprünün girişine türkiyenin ilk boğaz köprüsü diye yazıyor .



Cunda adasında sahilde özellikle akşamları yürümek çok keyifli.Bu yürüyüş esnasında sahil boyunca dizilen lokantaların vitrininde bulunan balıklar ve zeytinyağlılar kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi. kabak çiçeği dolması,Hindiba, turp otu, arapsaçı, istifno gibi Ege otlarından yapılan yemekler her zaman bulunmamakla birlikte bulunduğu takdirde mutlaka denenmesi gereken lezzetler. papalina adlı adaya özgü bir balık çeşidi var.Battal ve dayımlar pek beğenmediler ama ben sevdim.




Adanın sembollerinden biri de Taşkahve 70 yıllık geçmişe sahip olan bu kahve hala tıklım tıklım dolu .biz sakızlı ve karadutlu dondurmasına bayıldık her akşam otelden taşkahveye gidip dondurma yiyorduk.Taşkahve yüksek duvarları ,eskilerden kalma mobilya ve aksesuarlarıyla da tarihi dokusunu korumuş.





Buraya gelipte meşhur ayvalık tostunu yemeden gitmek olmaz.Adanın çevresi çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili dolayısıyla sokak aralarında da bir sürü zeytinyağı satışı yApan dükkan var.biz tercihimizi özgün den yana kullandık.

DESPOT EVİ
Taksiyarhis Kilisesi







ARA SOKAKLAR




TAŞ KAHVEDEN GÖRÜNTÜLER

Posted by Picasa

TATİL GÜNLÜĞÜ 2

CUNDA ADASI(ALİBEY) VE PANAROMA OTEL

Önceki yazımda palmiye lokantasında karşılaştığımız Osman beyin cunda adasındaki panaroma oteli tavsiye ettiğinden bahsetmiştim.Osman bey oteli çok methetmişti fakat beyza otel fiyaskosundan sonra oteli gözümüzle görene kadar içimiz hiç rahat etmedi.Yemekten hemen sonra kalktık ve doğruca cunda adasına panaroma otele geldik.Palmiye ağaçlarıyla çevrili denize sıfır havuzlu oteli ve bizi son derece içten karşılayan otelin sahibleri mustafa bey ve oğlu ahmet beyi gördüğümüz anda bu otelde kalmaya karar verdik.Kaldığımız sürecede ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumuzu gördük.rezervasyonsuz geldiğimiz için malesef deniz manzaralı odalarda hiç yer kalmamıştı arka binadaki odalara yerleştik.Bunada şükür.

OTELİN BAHÇESİNDEN GÖRÜNEN MANZARA:












Otelin aşçısı Şükrü ustanın yemekleri özellikle zeytinyağlıları çok harikaydı.Öyleki akşam yemeklerini iple çekiyorduk.ellerine sağlık usta.




Otelin sahibi mustafa bey.Panaroma otel tam bir aile oteli.Mustafa bey,oğlu Ahmet ve kızı Elif hanımla canla başla misafirlerin rahatı için çalışan insanlar.zaten bence bu yönüylede 5 yıldızlı otellerin samimiyetsiz soğuk ortamlarından ayrılıyor.farkını ortaya koyuyor


Ahmet beyin eşi ve oğlu .birde büyümüşte küçülmüş tatlı bir kızı vardı ama onun fotoğrafını çekemedim malesef.
Dediğim gibi temiz samimi huzurlu ve sessiz bir oteldi Panaroma otel.Mütevazı bir otel.odalar temiz fakat biraz dar özellikle yatak atılınca hareket edecek fazla alan kalmıyor.Kahvaltı biraz zayıf peynir zeytin domates s. gibi klasik kahvaltılıklar veriliyor.birde otelin önündeki deniz biraz yosunlu ve taşlık.küçük çocuklar için çok rahat olmuyor.biz hep iskeleden atladık.Bu kadar doğa harikası bir adanın çok tercih edilmeyişinin sebebide bu olsa gerek.denizi çok güzel değil ama çok temiz.