09 Aralık 2009 Çarşamba

kıymalı ,cevizli,haşhaşlı poğaça


malzemeler:
125 gr margarin
125 gr tereyağı
1 çay bardağı süt
2 yumurta
1 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
yarım çay bardağı haşhaş
aldığı kadar un
İÇİ İÇİN:
yarım kilo kıyma
1 soğan
yarım çay bardğı köftelik bulgur
1 su bardağı ceviz içi
1kaşık salça
1 çay bardağı su
tuz,karabiber
YAPILIŞI:
öncelikle soğanı doğrayıp kavurun .kıymayı ilav edin oda kavrulunca baharatları bulguru ve suyu ekleyip bir kaç dakka sonra altını kapatın.sonra geniş bir kaba yumuşamış tereyağı margarin vebütün malzemeleri katın  hamuru  iyice yoğurun.Buzdolabında yarım saat dinlendirin .Merdaneyle açtığınız hamur dan bir bardak yardımıyla halkalar çıkarın kıymalı içten koyup klapatın.yağlı kağıt serilmiş tepsiye yerleştirin 200 derece fırında 20 dakika pişirin.

29 Kasım 2009 Pazar

ÇEYREK AVRUPA TURU -3

PARİS
Biz Paris'te 4 gün kaldık.Sabah çok erken saatlerde yola koyulup gece geç saatlere kadar dolaştık,ama herhalde ancak küçük bir bölümünü gezebildik.O kadar çok görülecek yer var ki.Brükselden Paris'e arabayla gittik.Yol çalışması nedeniyle pek çok kez otobandan çıkıp köy yollarından geçmek zorunda kaldık.Yolumuz biraz uzamış oldu.Navigatör denen mucize alet sayesinde hiç darlanmadan yolumuza devam ettik.Gerçi otobandan çıkmak zorunda kalışımız fransanın eşşiz güzellikteki köylerini ve köy evlerini görmemiz açısından iyi de oldu.Parise vardığımızda saat 11 e falan geliyordu.Otel rezervasyonunu internetten yaptığımız için biraz tedirgindik.fakat çok temiz ve güzel bir otel olduğunu görünce rahatlıyoruz.Otelin tek ve enbüyük dezavantajı şehir merkezine oldukça uzak olması .Arabayı otelin garajına park ettik .Parisin merkezinin çok sıkışık ve otoparklarıonda çok pahalı olması sebebiyle burada bulunduğumuz sürece metroyu tercih ettik. Otele yerleştikten sonra elimize aldık metro haritalarını ve otele  5 dakika mesafede bulunan PORT DE LA CHAPELE metro durağına gitmek üzere yola koyulduk.Durağa vardığımızda istasyonun bakıma alındığını ve bir kaçdurak ötededki la chapelle durağına yürümemiz gerektiğini öğrendik .La chapelle'e yürümekyaklaşık 15-20 dakikamızı aldı.Buradan 3 günlük kullanabileceğimiz Paris visited kartımızı aldık ve ilk olarak dünyaca ünlü  CHAMPS-ELYSSES  meydanıana geldik.böylece Paris gezimizde başlamış oldu.



ARC DE TRİOMPHE
1805 deki austerlitz savaşından sonra Napoleon tarafından inşaatı başlatılmış ancak yapımı bazı sebeplerden dolayı 1836 yılında tamamlanabilmiş.50 metre yüksekliğindeki anıtın üzerine çıkıp etrafı seyredebiliyorsunuz.12 Tane cadde bu takı merkez alarak açılyor biz bunlardan en ünlüsü olan Champ Elysees caddesinden aşağı doğru yürüdük.Bu cadde bizim Bağdat caddesinin daha geniş ve gelişmişi diyebilirim.Ama tabbi Caddenin sonundaki PORT ALEXANDER köprüsüne bağalanırken caddenin iki tarafında yer alan  GRAND PALAİS VE PETİT PALAİSİ saymazsak



PETİT PALAİS

PONT ALEXANDRE III



Pont alexader köprüsünden geçince sağa dönüp EİFEL KULESİNE doğru yürüdük.

EİFEL KULESİ
Eifel kulesinin yanına  geldiğimizde yorgunluktan ölmek üzereydik.Kalabalıktan dolayı kuleye tırmanmamızın imkanı yoktu.Kulenin  altındaki çimlere oturduk uzun bir süre burada dinlendikten sonra otelimize döndük ve ilk günümüzü sonlandırmış olduk.



NOTRE DAME

NOTRE DAME

LOUVRE MÜZESİNDEN BİRKAÇ FOTOĞRAF











VERSAİLLES SARAYI









12 Ekim 2009 Pazartesi

Çeyrek Avrupa Turu-2

BRÜKSEL 2.GÜN:
     Biz Brüksele bir arkadaşımızla gitmiştik.Bizi Brükselde,o arkadaşımızın arkadaşı olan,Mahmut bey gezdirdi.günlerden pazar olması sebebiyle iş açısından bir engeli yoktu ama eşini ve iki çocuğunu bizim için bırakmış oldu.buradan ona tekrar teşekkür etmek istedim.Sabah erkenden uyandık kahvaltımızı ettik.Mahmut bey bizi aldı ve ATOMİUM denen yapıyı gezdirmeye götürdü.


ATOMİUM
      Atomium, 1958 yılında Expo '58 fuarı için yapılmış Belçika'nın Brüksel şehrinde bulunan bir anıt bina.
André Waterkeyn tarafından tasarlanmış.102-metre (335-feet) yüksekliğinde , dokuz çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşmuş. Hücrenin kristal yapısının 165 milyon kez büyütülmesinden esinlenmiştir.
       Küreler 12 boru ile birbirine bağlanmış ve yürüyen merdivenlerle fuar hollerine geçiş yapılmıştır. En yüksekteki küre Brüksel'in panoramik görüntüsüne hakim. Her küre 18 m çapında. 2008 yılında 3 küre ziyarete kapatılmış,diğerlerine yürüyen merdivenlerle ulaşılabilmekte. Dikey yönde hareket eden asansörler ise oldukça hızlı hareket etmekte. (5 metre/sn)
En üstteki kürede eğer rezervasyon yaptırırsanız yemek yiyebileceğiniz  bir restoran var.














        Atomiumun hemen yanında yer alan Mini Europe.Atomuimun en üstteki küresinin penceresinden resmini çektik.
            Mini Europe,Avrupanın simgesi haline gelmiş 300den fazla yapının minyatürü var.(1:25 ölçekli).


AB PARLEMENTO BİNASI

GRAND PLACE

ARENA
Mini Europe'un girişi kişi başı 12 euro
   .Mini Europe gezisinden sonra ,Oyma ahşap ön cephesinin tamamı sahngaydan getirilen PAVİLİON CHİNOİS'u (çin pavyonu)görmeye  gittik.


PAVİLİON CHİNOİS
Kral Leopold tarafından yaptırılan Asya tarzı binada şu anda çin seramikleri kolleksiyonu sergileniyormuş.fakat biz vakitsizlikten içeri girip gezemedik.


TOUR JAPONAİSE
Tour Japonaise,Parisli mimar ALEXANDER MARCEL tarafından tasarlanmış ve inşaa edilmiş.Çin Pavyonundan bir tünelle ulaşılan bu binada şu anda Japon sanateserleri sergilenmekte.


PARC DU CİNQUANTENAİRE'DEKİ ZAFER TAKI
Kral 2.Leopold tarafından ulusal gurur için yaptırılmıştır.Anıtın güney kanadında MUSEE DU CİNQUANTENAİRE adlı tarihöncesi zamanlardan günümüze  kadar gelen tarihi ve sanatsal elişleri kolleksiyonu var.Müzenin devamında ise 450 den fazla aracın sergilendiği autoworld var.Sergide Başkan Kennedy'nin 1963 yılında Berlin'i ziyareti sırasında kullandığı Cadillac da bulunmakta.Kuzey kanatta ise MUSEE ROYAL DE L'ARMEE ET D'HİSTORİRE MİLİTAİRE (silah ve askeri tarih müzesi) bulunmakta.Üç müzenin de girişi paralı.


NAMUR
Namur kalesinden şehrin görünümü.Belçikadan 150 km uzaklıktaki Namur iki ırmağın kesiştiği noktada kurlmuş.Ortaçağdan kalma kalesi 135 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer almakta.buradn bütün şehrin panaromik manzarasını seyredebilirsiniz.Kalede harika el yapımı parfümler satan bir yer var.

Kale gezisinden sonra nehrin kenarına indik bir banka oturduk ve buraya özgü aromalı çileklerden yiyerek yorgunlumuz attık.daha sonra otelimize dönmek üzere yola koyulduk.yolda otobandan çıkıp bazen köy yollarına girdik.o evler bahçeler inanılmaz güzellikte ve düzenli.Belçikanın şehir merkezleride çok güzel ama köylerine öyle çok gıbta ettim ki anlatamam.


    Brüksel'e vardığımızda saat 11 i geçiyordu.Uzun ve yorucu bir gün olmuştu.Hemen dinlenmek üzere odalarımıza çıktık.Ama doğrusu benim Gran Place son bir kere daha gidesim vardı.Battal'a umutsuzca sordum. Madem çok istitorsun hadi gidelim dedi fakat o yorgunluğun üzerine hakikaten fazla geldi.


                                             ST-JACQUESUR COUDENBERG KİLİSESİ
Geri dönüşte otelimize kendimizi zor attık.Böylece Brüksel gezimizi sonlandırmış olduk.Sabah erkenden kalkıp Paris'e gitmek için yola koyulacağız.

01 Ekim 2009 Perşembe

Çeyrek Avrupa Turu-1

 Herkesin geçmiş bayramını en içten dileklerimle kutlarım.Ramazandı bayramdı falan derken ancak fırsat bulabildim bilgisayarın başına geçmeye.Sizlere bu yaz gezdiğim yerleri anlatmaya fırsat buldukça devam edeceğim.Umreden döndükten bir hafta sonra ani bir kararla Avrupaya gittiğimizi yazmıştım.Şimdi sırasıyla gezdiğimiz şehirleri dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

BRÜKSEL-1.GÜN
Seyahatimize İlk olarak Avrupanın başkenti kabul edilen Brükselle başladık. Brüksel ,NATO ve AB nin merkezinin bulunduğu ,uluslararası ve kozmopolit bir kent..Uçağın camından aşağı doğru baktığımda manzara çok güzeldi.evler çok düzenli kocaman bahçeli ,her yer olabildiğince yeşil ,yeryüzü şekli olarak da dümdüzdü.Daha inmeden çok güzel bir şehir olduğu kararına vardim.Burada iki dil onuşuluyor; biri fransızca diğeri flamanca.Havaalanında bizi otelimize götürmesi için hiç ingilizce bilmeyen bir taksiciyle zor bela anlaştık.yaklaşık 15 km kadar  yol gittik.40 Euro tuttu.şehrin adeta terkedilmiş bir görüntüsü vardı.yollar bomboş dükkanların çoğu kapalı.İstanbulu biran düşündümde doğrusu çok şaşırdım.
















Odamızın penceresinden görünen manzara.

Saat 3 gibi otelimize vardık. Odamıza yerleştik ve hemen dışarı fırladık.Temmuzun 11 i olmasına rağmen  hava o kadar serindi ki baya üşüdüm.şehrin merkezine doğru tramvayla gittik bir kaç alışveriş merkezi gezdik buralar daha hareketliydi.Fiyatlar türkiyeye göre daha pahalı.eee gelir seviyesini düşününce bu normal.

Sokaklarda resimdeki gibi müzisyenler yada farklı tipte şov yapan pek çok insanla karşılaşıyorsunuz.

     Saat 6 gibi otelimize döndük Türkiyeden getirdiğimiz yıyeceklerden atıştırdık biraz dinlendik ve tekrar dışarı çıktık.Saat akşamın 7 si olmasına rağmen sanki öğlen  gibi .Yürüyerek GRAND PLACE meydanına gittik.GRAND PLACE,hepsi birbirinden görkemli binaların bulunduğu muhteşem bir meydan.Meydana vardığımızda ne olduğunu tam anlayamadığım bir festival vardı. Festival sebebiyle meydanda konser veriliyordu.  curcunanın içine düştük.insanlardan fırsat bulabildiğimiz kadarıyla binaları inceledik.Buradaki binaların taş işçilikleri mükemmeldi.

GRAND PLACE

MANNEKEN PİS
Sebebini anlayamadım ama bu küçük saygısız heykel Brükselin en ünlü heykeli .


Belçika çikolata ve pralinlerinin ünü bütün dünyaya yayılmış.Biz bölgenin en meşhurlarından ,ve kentin her tarafında şubesi bulunan LEONİDAS adlı çikolatacıdan alışveriş yaptık.küçük bir kutu yaklaşık 500 gram geliyor 20 euro tuttu.

GALERİES ROYALES ST-HUBERT
Grand placein kuzeyinde bulunan bu güzel kemerli çarşı 1847 yılında yapılmış.Cam tavanları yürüyüş alanlarının aydınlık olmasını sağlamış.

Burada bulunan el yapımı danteller nefes kesiciydi.tabiii o oranda da pahalı.



                                                  MUSE DE LA VİLLE BRUXELLES

Brüksel müzesi'nin önüne geldiğimizde saat  on civarıydı müze beşte kapanıyormuş.dolayısıyla içeri giremedik.İçerde kentin sosyo politik gelişimini gösteren sergiler ve birde Manneken Pis'in yaklaşık 800 parçadan oluşan kıyafetleri sergileniyormuş.




Son olarak müzenin karşısındaki kafede bir kahve içtik -zaten buralarda tek yapabildiğimiz kahve içmek korkudan hiç bir şey yiyemiyoruz-ve yürüyerek tekrar otelimize döndük.

Posted by Picasa

10 Eylül 2009 Perşembe

2009 UN İLK İFTARI


Oh şükürler olsun bu sene ilk iftarımı verdim.Aşağıda size vereceğim tarif biraz doğaçlama bir tarif.Pazartesi battal salı günü  iftara gelmeyeceğini söyleyince bende fırsatı ganimet bilip uzun zamandır gelmek isteyen arkadaşlarımı iftara davet ettim.kız kıza takılacaktık yanii.milleti davet ettim  menümü hazırladım.ana yemek olarak islim kebabı yapmaya karar verdim.fakat dolabı bi açtım baktım evde hiç et yok ama bol miktarda tavuk var. İki seçeneğim vardı ya tavuğu kullanıcam ya da ertesi günü üsküdara inip et alıcam.oruç oruç oralara inmeyi hiç gözüm kesmedi doğrusu.ayrıca bir gün önceden eti marine etmezsem  sonuçtan hiç memnun kalmıyorum.neyse efendim lafı çok uzattık gelelim yemeğimize ben btün ölçüyü göz kararı kullandım misafirinizin sayısına göre siz ayarlayın.
TAVUKLU İSLİM KEBABI
MALZEMELER:
Tavuk(kuşbaşı,pirzola veya baget olabilir bende pirzola vardı)
Patlıcan(uzun olması lazım)
domates
biber
baharat(ben köri,kekik,karabiber,zencefil.kullandım siz istadiğiniz baharatlaerı kullanın)
sıvı yağ
salça
YAPILIŞI:
1-Öncelikle tavukları bir gece veya 4-5 saat evvelden marine edin.marine için ben 4-5 kaşık sıvıyağ,biraz süt,yarım limon,tuz,karabiber,kekik,köri,zencefil ve sarımsak kullandım.
2-tavukları fırın tepsisine dizin 180 derece fırında 15-20 dakika bekletin.
3-Bu sırada uzunlamasına kestiğiniz patlıcanları sıvı yağda kızartın-ben bir fırça yardımıyla yağ sürdüm ve tavukların piştiği fırına patlıcanlarıda attım.15 dakkada yumuşacık oldular.-

3-bir tencereye biraz sıvı yağı ve salçayı kavurun.1 kaşık dolusu unu ekleyin. sonra karıştırarak 2 bardak kadar su ekleyin,tavukları bu sosun çine atıp 10 dakka.pişirin
4-patlıcanları artı +şeklinde koyun içine etleri yerleştirip katlayın ters çevirip tepsiye yerleştirin.-benim tavuk pirzolalar büyük gelince tavuğu kapatabilmek için 2 parçadan fazla patlıcan kullandım.

6-Domates ve biberleri irice doğrayın.bir kürdan yardımıyla patlıcanların üzerine oturtun.tencerede kalan sosu üzerine gezdirin.180-200 derce fırında 25 dk.kadar pişirin.
NOT1:
Kişi başı bir patlıcan yetti.ayrıca etlisinden daha lezzetli olmuştu diyebilirim.tavsiye ederim.
NOT 2:Gezi yazılarıma devam edeceğim merak etmeyin sadece küçük bir yemek molası vereyim dedim.

09 Eylül 2009 Çarşamba

umre 2009


İki  gündür bilgisayarın başında oraları nasıl anlatsam nasıl tarif etsem diye düşünüyorum.yazıp yazıp siliyorum.Bazı şeyler vardır kelimeler tarife yetmez.İşte bu da öyle bişey.Mübarek topraklar sevgili  resulümüzün(s.a.v.) ayak bastığı ,islamiyetin doğduğu nurlu belde.
Seyahatimizi özetleyecek olursam.ilk olarak uçağımız medineye indi,.sabah namazımızı havaalanında mescidde kılıp yola koyulduk otele gitmeden önce mescidi nebeviye gittik ve bahçeden tam yeşil kubbenin hizasında durarak başta sevgili efendimize,ve yanlarında yatan hz.ebubekire,hz. ömere ve hz. aişe validemize selamlama yaptık.Mescidi nebevi dönem dönem genişletilmiş ve şu anki en son haline getirilmiş.Daha sonra otellerimize yerleştik ve biraz istirahat ettik.burada kaldığımız dört gün boyunca günümün büyük bölümünü mescidde geçirdim.bütün vakit namazlarını orada kıldım ve bir de yatsı namazından sonra bayanlara serbest olan ravzai mütahharaya gidip resulumüzü ziyaret ediyordum.daha doğrusu etmeye çalışıyordum.ziyarete insanlar ülkelerine göre sırasıyla alınıyorlar ancak yine de izdiham oluyor.

 Medinede mescidi nebevi dışında sırasıyla,hz.Osman dahil 10 bin sahabenin medfun bulunduğu cennetül bakiyi,ilk mescid olan ve rasülümüzün her cumartesi mutlaka gidip namaz kıldığı mescidi kuba,ilk cuma namazı kılınan mescidi cuma,rasulümüz ikindi namazının kılarken ilk iki rekati kıldıktan sonra kıblenin kabeye doğru çevrilmesi ile ilgili ayetin nazil olduğu ve namaz esnasında rasulümüzn cemaatle birlikte  yönünü beyti maktisten kabei muazzamaya döndüğü bundan dolayıda iki kıbleli anlamına gelen mescidi kıbleteyn,hendek harbinin yapıldığı yeri,70 tane sahabinin şehit olduğu uhud dağını ziyaret ettik.
  Dört günün sonunda mekkeye gitmek üzere hazırlandık ve otobüslere bindik.boğazımda bir yumru  rasülümüzden ayrılıyor olmanın verdiği  acıyla yola koyulduk.Yolda Zülhuleyfe denilen yerde  ihrama girdik niyetlerimizi ettik.Medineden Mekkeye giderken yol boyunca dışarısını hayretler içinde izledim.Ne bir ağaç,ne bir çiçek,ne de bir ot veya herhangi bir canlı varlık.Bizler klimalı lüks otobüsle yolculuk yaparken bile öyle ürkütücüydüki  rasulümüzün yaya yoluyla bu yolları nasıl gittiğini nasıl bir zorluk çekmiş olduğunu düşündüm yol boyunca.
İkindi vakti Mekkeye vardık otelimize yerleştik yemeklerimizi yedik ve hemen mescidid harama doğru yola koyulduk mescidi harama vardığımızda hocamız,şimdi başlarınızı öne eğin ve yürüyün ben bakın diyene kadar da bakmayın,kabeyi muazzamayı ilk gördüğünüz anda yaptığınız bütün dualar kabul olunur dedi..Hocanın dediğini yaptık başımız önde birbirimizi takip ederek haremi şeriften içeri girdik mescidi geçtik merdivenlerden aşağı indik ve hocamız tamam başınızı kaldırın dediğinde başımızı kaldırdık .işte o anı anlatamam.o anda hissettiklerim öyle kuvvetli öyle sarsıcıydı ki.tüm orada bulunduğum sürenin en can alıcı anıydı.eridim küçüldüm zerre oldum.bunu iliklerime kadar hissettim.hayatımın hiç bir döneminde kendimi böylesine yapayalnız Allahın huzurunda hissetmemiştim.o ilk şaşkınlık anı geçtikten sonra bütün kalbimle dua ettim.inşallah kabul olunmuştur.ilerleyen günlerde tavaflarımız yaptık saylarımız yaptık elimizden geldiğince görevlerimizi ifa ettik.Cenabı hak dileyen herkese en kısa zamanda nasip etsin inşallah.



Bu resim son gün ziyaret ettiğimiz deve çiftliğinden.Size taze taze süt sağıp veriyorlar.Ama ölçüyü kaçırmanızı pek tavsiye etmem.deve sütünün bağırsak temizleyici özelliği ben iki tas sütü kafaya diktikten sonra söylendi!!!
Posted by Picasa

02 Eylül 2009 Çarşamba

En son nisan ayında yazmışım bloğuma.Bu sene öyle bir yaz geçirdim ki anlatamam.Önce selimhan'ın sbs sınavından dolayı hiç fırsat bulamadım.yok dershaneye götür yok etüde götür .Daha sonra sınavın hemen ertesi hafta rabbim nasip etti ailecek mübarek topraklara gittik .oradan geldik çocuklar annemlere Antebe gittiler.bir hafta umre hayırlamaya gelen misafirlerin koşturması derken çocukların olmamasını fırsat bilen Battal avrupa seyehati ayarlamış benim ayaklar balon,hem 2 hafta sonra kardeşimin düğünü var gelemem ,edemem desemde dinletemedim.zaten biletler alınmış rezervasyonlarda yapılmıştı bile. 15 günde oralarda dolandık mı.geldik ten 2 hafta sonra da kardeşimin düğünü için Antep'e gitik.tabii oradaki koşturmayı varın siz tahmin edin hiç abartmıyorum 50 kişi vardı şehir dışından gelen yatılı misafir .düğünden 1 hafta sonra döndük evimize çok şükür koşturma bitti ramaznda geldi şöyle bir dinlenirim diyordum ki buzdolabım bozulmuş içindede tüm bir kavunu unutmuşum çürümüş kokmuş koku taaa alt katlara kadar geliyor.tam 15 gündür de teknisyenlerle uğraşıyorum.işini doğru dürüst yapan kimse yokki bu memlekette.Velhasılı kelam efendim özetle fırtına gibi bir yaz geçirdim bu sene ama tabii hepsini ayrıntılı bir şekilde yazacağım,neler yaptım nereleri gördüm sizlerle paylaşacağım.Bu dolap meselesi hallolsun iftara davet edeceğim arkadaşlarım var onlara yaptığım yemekleri,hazırladığım sofraları sizlerle paylaşacağım.ama önce şu dolap işini halletmeliyim.